Bakım Bilgileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bakım Bilgileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bakım Bilgileri

Sukkulentlerde ve Kaktüslerde Toprak Karışımı

DERE KUMU (Drenaj)

Sukkulent ve kaktüs yetiştirme ortamlarının en önemli özelliği drenajı (su geçirgenliği) yüksek toprak karışımlarının kullanılmasıdır. 

(Bu bitkiler, gereksinim duydukları suyu gövde ve yapraklarında depoladıklarından diğer bitkiler kadar sık sulanmaya gereksinim duymazlar. Dolayısıyla yapıları bu sulama rejimine göre şekillendiğinden topraklarında uzun süre duran su kök ve gövdelerinde çürümeye ve bitkinin yok olmasına neden olur. Bu nedenle sukkulent ve kaktüslerin drenajı yüksek toprak karışımlarında yetiştirilmeleri vazgeçilmez önemdedir.)
 
Kaktüs yetiştiren meraklı ve koleksiyonerlerin hangisine "kullandıkları toprak karışımının içeriğini" soracak olsanız size her biri diğerinden farklı karışım içeriği söyleyecektir. Bunun nedeni her bir sukkulent ve kaktüs yetiştiricisinin, zaman içinde, deneyimleri sonucu kendi yetiştirdikleri türlerle ilgili en ideal toprak karışımına ulaşmış olduklarını düşünmeleridir. 

(Sukkulent ve kaktüslerin ne kadar çok çeşidi olduğu düşünüldüğünde aslında her bir ailenin -hatta türün- birbirine yakın olmakla birlikte farklı karışımlara gereksinim duyabileceği öngörülebilir. Bu nedenle söz konusu toprak karışımlarında mutlak bir standart yoktur. Çözüm, yetiştirdiğiniz bitkileri tanıdıkça ve yapacağınız denemelerin sonucunda kendi ideal toprak karışımına ulaşmanızdır.)

Burada vermeye çalıştığımız ipuçları kaçınılmaz olarak bir genellemeyi içerecektir. Amaç bitkilerinizin yanlış toprak karışımı kullanımından ötürü görebileceği zararı en aza indirmektir.

Drenajlı toprak karışımı oluşturmanın en kolay ve temel yolu hazırlayacağınız karışıma "dere kumu" eklemektir. 


(Tuz içereceği için deniz kumu ya da deniz kaynaklı çakıl, deniz kabuğu vb kullanmanız önerilmez.)

Yapacağınız karışıma 1/3 ya da 1/2 oranında ekleyeceğiniz "dere kumu", sulama yaptığınızda suyun karışımınızda birikip kalmasını ve karışımınızın çamurlaşmasını engelleyip saksılarınızdaki drenaj sorununu büyük oranda çözecektir.

("Dere kumu"nu, inşaat malzemesi satan depolardan çuvallarla temin edebilirsiniz. Ancak birçok çeşidi bulunan bu kumun "kaba" ya da "dişli" olarak tanımlanan biçimini tercih etmeniz karışımınızdaki drenaj oranını arttıracaktır.)

Buna ek olarak, bitkilerinizi ekeceğiniz saksıların dibine pomza, lavtaşı vb. gibi iri malzemeler de koyabilirsiniz. Böylece saksılarınızın dibinde olası su birikmelerini önleyerek kök çürümelerinin önüne geçebilirsiniz.
Yukarıda söz edilen malzemelere ulaşamazsanız çakıltaşı, kiremit ya da tuğla parçacıkları da aynı işi görecektir.
Ayrıca, yine drenaj amacıyla, sukkulent ve kaktüslerinizi ektiğiniz saksı diplerinin mutlaka delik olması gerekir.

TOPRAK

Karışımınızda kullanacağınız bir diğer temel malzeme ise bahçe ya da funda toprağıdır Bitki isteri ve deneyimleriniz ışığında 1/3 ya da 1/2 oranında kullanabileceğiniz toprak, bitkilenizin gereksinim duyduğu temel besin maddelerini sağlayacaktır. Bu nedenle toprağını/saksısını yeni değiştirdiğiniz bitkilerinize, uzunca bir süre, ayrıca gübre/besin takviyesi yapmanız gerekmez. 

(Kullanacağınız toprağı temin ederken özellikle bitki tohumlarından ve zararlı bakterilerden arındırılmış olmasına dikkat etmeniz gerekir. Bu amaçla, kullanacağınız toprağı yarım saat 200 C'ye ayarlanmış bir fırında yarım saat tutmanız önerebileceğimiz pratik bir sterilizasyon yöntemidir. 
Ayrıca "çam gübresi" olarak tanımlanan çam ağaçlarının dibinden alınmış toprak asidik özellik taşıdığından bu tür ortamları seven türlerin dışında kullanılması uygun değildir.)

TORF

Karışımlarınızda kullanabileceğiniz bir diğer malzeme ise büyük marketlerden sterilize edilmiş olarak poşetler içinde temin edebileceğiniz "torf"tur.
Torf, paketleme öncesinde içine ek besin maddeleri katılmamışsa nötr bir malzemedir. Kullandığınız karışımın yapısını gevşeterek bitkilerin kök salınımını kolaylaştırır. 
Yanı sıra, su tutma kapasitesinin yüksekliği bu malzemeyi sukkulent ve kaktüslerimiz söz konusu olduğunda dikkatli kullanmamızı gerektirir.
Kimi meraklı ve kolleksiyonerlerin karışımlarına 2/5, 1/3 ya da 1/4 oranında ilave ettikleri "torf"u  bu oranların üzerinde kullanmamakta fayda vardır. 
Karışımlarda sözü edilen oranlarda torf kullanımı suya ve neme toleransı yüksek türlerde (Haworthia'ların pek çok çeşidi bu kapsamda düşünülebilir) daha çok tercih edilebilir.

DİĞER KATKI MALZEMELERİ

Yukarıda sözü edilen temel karışım malzemelerinin yanında, hazırlayacağınız karışıma, pomza, lavtaşı, zeolit, perlit gibi volkanik ya da volkanik olmayan malzemelerden de kullanabilirsiniz. Bu malzemeler, gözenekli yapıları nedeniyle toprağın, dolayısıyla bitki köklerinin hava almasını sağlayacağı gibi; yer yer süngerimsi özelliklerinden ötürü bünyelerine alacakları suyu (toprağı çamurlaştırmadan) bitkinin gerektiğinde kullanmasına izin vereceklerdir.
Ayrıca, yine bu özellikleri sonucu besin maddelerini tutarak sulama suyuyla akıp gitmesini önemli oranda azaltacaklardır. 
Karışımda kullanılacak bu malzemelerin büyüklüğünün saksı dibinde kullanılanlara göre daha küçük (0,5-10 mm) olmasına da özen göstermekte fayda vardır.


KARIŞIM ÖRNEKLERİ

Yukarıda her sukkulent ve kaktüs yetiştiricisinin kendi bitkileri için farklı toprak karışımları kullandığını, bu konuda mutlak bir doğrunun/standardın olmadığını belirtmiştik. Ancak, özellikle bu bitkilere ilgi duyan ve yeni yeni yetiştiriciliğe başlayanlar için farklı oranlar içeren bir kaç karışım örneği vermek faydalı olabilir.

Torf da içeren en yaygın karışım oranları:
1/3 Toprak + 1/3 Kaba dere kumu + 1/3 Torf şeklindedir.

Benzer biçimde, özellikle yetiştirme ortamlarında daha az su isteyen türler için torf oranı düşürülerek;
2/5 Toprak + 2/5 Kaba dere kumu + 1/5 Torf  ya da 
2/6 Toprak + 3/6 Kaba dere kumu + 1/6 Torf 
şeklinde karışımlar hazırlanabilir.

Hiç torf kullanmadan da 1/2 Toprak + 1/2 Kaba dere kumu 
biçiminde hazırlanacak bir karışım torf gibi su tutan bir malzeme içermediğinden özellikle pek çok kaktüs türü için daha uygun bir ortam oluşturabilir.

(Özellikle ithal bitkilerde gördüğünüz yetiştirme ortamı olarak sadece torf kullanımı kendi yetiştirdiğiniz bitkiler için önerilmemektedir. Ayrıca, edindiğiniz bitkiler sadece torfa ekilmiş ise doğru bir zamanda torfun kendi toprak karışımınızla değiştirilmesinde fayda vardır.)

(Bu arada unutmamak gerekir ki karışımlarınızda kullanacağınız torf oranı arttıkça -eğer kullandığınız torf, besin maddeleri eklenerek zenginleştirilmemiş ise- karışımınızdaki besin maddesi oranı da düşeceğinden bitkiniz kısa bir süre sonra ek besin maddesine gereksinim duyacaktır.
Sukkulent ve Kaktüslerin Besin İstekleri" ayrı bir metinde konu edilecektir.)

Yukarıda örneklendirilen karışım oranlarını değiştirerek çok farklı toprak karışımları elde edebilirsiniz. 

Bu karışımın içine, örneğin 1/10 oranında ekleyeceğiniz ince pomza, lav taşı, zeolit gibi malzemeler karışımınızın çok daha tavlı olmasını sağlayacaktır.

Son olarak, bizlerin ince eleyip sık dokuyarak yetiştirmeye çalıştığımız bu bitkiler doğada çok daha çetin şartlar altında varlıklarını milyonlarca yıldır sürdüregelmişlerdir. 

Sukkulent ve kaktüslerimizin gereksinimi "bize göre iyi ortamlar" değil, "bitkilerimize göre doğru ortamlardır".

 

Bakım Bilgileri

Sukkulentlerin ve Kaktüslerin Soğuk Dayanımları

"Türkiye Bitki Soğuğa Dayanıklılık Haritası"yla başlamak uygun olacaktır.
Aşağıda bu haritayı görüyorsunuz. ABD Tarım Bakanlığı Bitki Soğuk Dayanımı Endeksi baz alınarak Türkiye için oluşturulmuş bu haritada Türkiye, coğrafi bölgelerin harita üzerinde oluşturulması benzeri, 7 ayrı minimum soğuk aralığına ayrılmış ve bu aralıklar farklı renk ve tonlarla gösterilmiştir. Endeksin orijinali 12 sıcaklık aralığından oluşmakla birlikte Türkiye'nin iklim koşullarında 7 aralık yeterli görülmüştür. Endekse göre bölgelendirme yapılırken yıllık en düşük sıcaklık değerlerinin uzun yıllar (1975-2006) ortalaması baz alınmıştır.

(Harita ve tablonun üzerine tıklayarak büyük boylarını görebilirsiniz.)

Aşağıdaki tabloda ise bu soğuk aralıklarına denk düşen illerin listesi görülmekte. Listeyi harita ile karşılaştırmalı olarak incelediğimizde ise illerin çeşitli bölgelerinin listede sözü edilen aralıklardan farklı aralıklara sahip oldukları dikkatimizi çekmektedir. Örneğin İstanbul listede 9b (-1,2--3,8) aralığında yer almaktayken, coğrafi sınırlar itibarı ile haritaya baktığımızda İstanbul'un önemli bir bölümünün 9a (-3,9--6,6) aralığında kaldığını görürüz. Coğrafi koşulların iklim üzerindeki etkisinden kaynaklanan bu sorunu yaşadığımız yeri haritada inceleyerek aşabiliriz.


Yukarıda anlatmaya çalıştığımız "USDA (ABD Tarım Bakanlığı) Bitki Soğuk Dayanımı Endeksi" Türkiye dahil diğer ülkeler tarafından da standart olarak kabul edilip kendi coğrafyalarına uyarlanmıştır.

Bu endeksin kullanıldığı pek çok yayın ve internet sitesinde bitkilerin dayanabildikleri minimum soğuk koşulları alan kodları (9a, 9b gibi) belirtilerek verilmektedir.
Buradan hareketle sukkulent ve kaktüslerimize ilişkin de benzer verilere ulaşıp yaşadığımız bölgenin minimum soğuk aralıklarını dikkate alarak onların kışı donmadan geçirecekleri ortamlarda barınmalarını sağlayabiliriz. Metnin sonunda Sukkulentler ve Kaktüslere ilişkin bu bilgilere ulaşabileceğiniz bazı sitelerin isim ve linklerini bulabilirsiniz. (İlerleyen zamanlarda bu soğuk aralıklarına ilişkin bilgiler sukkulent ve kaktüslerin sayfalarına yüklenecektir.)

Sukkulentler ve Kaktüsler

Bu geniş konuyu özetlemeye çalışırsak, öncelikle, neredeyse tüm sukkulent ve kaktüslerin kışı geçirmek için kendi limit değerlerinin üzerinde bir ısıda daha rahat ve güvende olduklarını söyleyebiliriz. Biraz riske girip genelleme yaparsak bu ısı 5-10 C arasıdır. Bu aralığın altındaki değerler pek çok tür için tehlike arz etmese de sınır değerlere giderek daha yakın ısı dereceleridir.
Buna karşın Sukkulent ve kaktüsler birbirinden çok farklı ısı değerlerine gerek gün içinde, gerekse uzun zaman dilimlerinde uyum gösterebilen türlerdir. Özellikle kaktüsler, çöl koşullarında mevsimsel olarak ortaya çıkan gece gündüz arasındaki yüksek ısı farklarına rağmen hayatta kalmayı başarabilirler.

Ancak burada sözkonusu olan evlerimizde baktığımız bitkiler olduğunda dikkate almamız gereken farklı unsurlar ortaya çıkar.

*  Özellikle kaktüslerin, kış aylarını mutlaka sulanmadan, kuru toprakla geçirmeleri gerekir. Aksi halde dondan çok daha kolay etkilenecekleri gibi nemden kaynaklanan çeşitli hastalıklara açık hale geleceklerdir.

* Sukkulentler ise (özellikle kışı görece ılık ortamlarda geçirenler) temelde kaktüsler gibi kışı sulanmadan geçirebilseler de, özellikle soğuk zamanlarda ılık ortamlarda barındırılanların yapraklarında zaman içinde buruşma ve gevşeme gözlenebilir. Bu durum bitkilerimiz için hayati tehlike yaratmasa ve suladığımızda toparlanmaları çok kolay olsa da görselliklerini kaybetmemeleri adına, söz konusu deformasyonlar gözlendiğinde az miktarda sulama yapılabilir. Burada dikkat etmemiz gereken iki unsur; ortam havalandırması ve sulamanın dondan kaçınmak adına ılık kış günlerine denk getirilmesidir.

* Bitkilerinizi barındırdığınız ortam örneğin bir balkon camekanıysa bitkilerinizi cam kenarından uzak tutmakta fayda vardır. Bu tür mekanların içindeki ısı ile cam kenarındaki sıcaklık arasında zaman zaman ciddi farklar oluşabildiğini unutmamak lazım.

* Yine bu tür mekanların ısı izolasyonunu sağlamak için içeriye bir kat naylon çekilebileceği gibi cam kenarlarına beyaz straforla destek de verilebilir.

* Bitkileri soğuktan koruma amaçlı naylonla sarmak, içerisinde nem biriktireceğinden bitkileriniz için hastalık ve çürüme nedenidir.

* Bitkilerinizin kışı geçirdiği ortamı ılık günlerde havalandırmak ortamda biriken nemi dışarı atmak açısından da son derece faydalıdır.

* Küçük saksılarda ekili bitkiler büyük saksılardakilere oranla ısıyı daha kolay alıp verdiğinden donlardan etkilenmeye daha müsaittirler.

* Aynı şekilde, örneğin sera ortamında toprakta ekili bir bitkinin saksıda ekili bir bitkiye göre ortamdaki düşük ısıya gösterdiği direnç daha yüksektir.

* Pek çok sukkulent ve kaktüs türü ortam ısısi kendi limitlerinin altına düşse de kısa süreli donlara mukavemet gösterir.

* Bitkilerin bakıldıkları ortam ani olarak değiştirildiğinde ortaya çıkacak ısı farklarından, tıpkı gölgede bakılırken birden güneşli ortama alınan bitkiler gibi, bitkileriniz bu ani soğuklamadan çok daha kolay etkilenecektir.  Bu durumda, yeni ortam ısıları bitkilerinizin direnç sınırları içinde bile olsa, ortama hemen adapte olamayıp soğuktan etkileneceklerdir. Bitkilerinizin yerlerini olabildiğince değiştirmemeye çalışın.

* Çok soğuk kış günlerinde ev içinde bakmadığınız bitkilerinizin bulunduğu ortamı ılıtmanız faydalı olacaktır.

* Bitkileri barındırdığınız ortamda bulunduracağınız bir maximum-minimum termometre size ortamda oluşan en düşük ve en yüksek ısı hakkında bilgi vereceğinden çok faydalıdır. Bu ürünü alış-veriş sitelerinden araştırabilirsiniz.

Soğuklama-çiçek açma ilişkisi

Bir yandan bitkilerimizi soğuklar ve olası etkilerinden korumaya çalışırken diğer yandan özellikle kaktüslerin kışı ılık yerine soğuk/serin ortamda geçirmeleri onların bahar ve yaz aylarında daha çok çiçek açacaklarını unutmamamız gerekir. Kaktüslerimizin düşmanı soğuk değil, onların direnç düzeylerinin altında maruz kalacakları don koşullarıdır.

Soğuk dayanımı ve peyzaj

Son olarak, sukkulent ve kaktüsler, doğru türlerin seçilmesi koşuluyla ülkemizde de dış mekan bitkisi olarak peyzaj amaçlı kullanılabilirler.
Kuraklığa dayanıklılıkları dikkate alındığında pek çok dış mekan süs bitkisinden çok daha kullanışlı oldukları görülür.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur görselliğinin yanı sıra soğuk dayanımı yüksek bitkilerin seçilmesidir.
Kısaca ve genel olarak söz etmek gerekirse; Agave, Echinopsis, Cereus, Yucca, Sedum cinslerine ait çok sayıda tür ile Echeveria, Aloe, Euphorbiaların bazı türleri hem görsel hem de soğuk dayanımı itibarı ile dış mekan peyzaj malzemesi olarak ülkemizin pek çok bölgesinde kullanılabilir çeşitlerdir.
(Bu konu daha sonra bir bölüm olarak işlenecektir)

Yetiştirdiğiniz sukkulent ve kaktüs türlerinin soğuk dayanım aralıklarını bulmak için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz.


Bakım Bilgileri

Temel Bakım Bilgileri (Kaktüsler)

IŞIK
  Aydınlık, güneşli ortam.

Kaktüslerin tamamı güneşli ortamı sevmekle birlikte özellikle yaz aylarında uzun süre ve doğrudan gelen güneş ışınlarından korunmalarında fayda vardır. 
Bitkileriniz tüm günü ya da günün çoğunu teras ya da sera ortamı gibi direkt güneşe maruz kalan bir yerde geçiriyorsa, güneşle aralarına çekeceğiniz %40-60 geçirgenlikteki sera gölgeliği, yaz aylarında, doğru ışık koşullarını bitkilerinize sağlayacaktır.
Özellikle kış ve ilkbahar aylarını görece gölge ya da az ışıklı ortamlarda geçirmiş bitkilerinizi aşamalı olarak gün ışığına çıkartınız. Aksi halde, kaktüs de olsa, bitkilerinizde gövde yanıklarıyla karşılaşabilirsiniz.

SULAMA (Mart-Ekim)
  Toprağı kurudukça saksıdaki toprak tamamen ıslanacak şekilde.

Kaktüsler sukkulent (etli bitki) bitkilerdendir. Ancak diğer etli bitkilerden farklı olarak suyu gövde ve yapraklarında değil sadece gövdelerinde depolarlar. 
Geçirdikleri evrim sonucu yaprakları dikene dönüşmüştür. Bu sayede yapraktan kaynaklanan su kaybı ortadan kalkarak kurak koşullarda yaşamlarını daha kolay ve uzun süre devam ettirmeleri olanaklı olur.

SULAMA (Kasım-Şubat)
  Sulama yapılmaz.

Bahar ve yaz aylarında gövdelerine su depolayan kaktüsler, su kaybının en aza indiği kış aylarında suya gereksinim duymazlar.
Kaktüslerinizin kışı, aydınlık bir ortamda ve sulanmadan (kuru toprakta) geçirmelerini sağlamalısınız. Kışın topraklarını nemli tutmanız halinde kök ve gövde çürümeleri ile mantar başta olmak üzere pek çok hastalığa zemin hazırlamanın yanı sıra kaktüslerinizin soğuğa ve kısa süreli donlara karşı dirençlerini de büyük ölçüde azaltmış olursunuz.


Bu bölüm yeni eklenecek bilgilerle genişletilecektir.

Temel Bakım Bilgileri (Sukkulentler)
 
Sukkulent ve Kaktüslerin Soğuk Dayanımları

Bakım Bilgileri

Temel Bakım Bilgileri (Sukkulentler)

IŞIK 
Aydınlık yarı gölge ortam

Sukkulentlerin önemli bir kısmı doğrudan ve gün boyu güneş alan ortamlar yerine aydınlık ve yarı gölge ortamlardan hoşlanırlar. Nispeten zararsız olan sabah ve akşam güneşleri de sevdikleri ışık koşullarındandır.
Yaz aylarında doğrudan ve uzun süre güneş ışınlarına maruz kalan sukkulentlerin içi su dolu yapraklarında "yaprak yanıkları" meydana gelir.
Buna karşın, gerektiğinden az ışık koşullarında ise, ışığa ulaşaşabilmek için boylarını uzatarak ince uzun gelişme eğilimindedirler. Bu da formlarında bozulmaya neden olur.

Ev koşullarında bakılan sukkulentler için en uygun ortam camekanlı balkonlar ya da aydınlık cam önleridir.
Sukkulent türleri içinde gölge ortamdan en çok hoşlanan türler arasında Haworthialar ve bir grup Sansevieria sayılabilir.
Ülkemizde "Peygamber Kılıcı" olarak da bilinen Sansevieria trifasciata, en çok bilinen sukkulent salon bitkilerindendir.

Yetersiz ışık koşullarında formu bozulan bazı sukkulent türleri de aydınlık hatta güneşli ortamlardan fazlasıyla hoşlanırlar. Yakıcı güneşten korundukları sürece aldıkları gün ışığıyla yapraklarında meydana gelen kızarmalar görselliklerini arttırır. Bu türler arasında Echeveria agavoides "Lipstick" ve Echeveria pulvinata "Ruby Blush" sayılabilir.

Bunların dışında, yukarıda anlatılanların aksine doğrudan ve uzun süre gelen güneş ışınlarından pek de etkilenmeyen, giderek bu ışık koşullarından hoşlanan sukkulent türleri arasında Agave ve pek çok Aloe türü sayılabilir.

SULAMA (Mart-Ekim) 
Toprağı kurudukça saksıdaki toprak tamamen ıslanacak şekilde.

Sukkulentler, diğer bitkilere göre kuraklığa daha dayanıklı oldukları gibi sulama fazlalığı nedeniyle ortaya çıkan kök ve gövde çürümesi gibi sorunlara da pekçok kaktüs türünden daha dirençlidirler.

Havadar ortamlardan hoşlanırlar. 
Bu nedenle küçük havasız seralar ya da  havalanmalarını engelleyen sık diziliş koşulları aşırı sulamayla birleştiğinde bitkilerde toprak ve yaprak bitleri, pamuklu ve kabuklu bitler ve mantar oluşumları ortaya çıkabilir. Bitkimizi kaybetmemize neden olan aşırı sulama değil, aşırı sulamayla birleşen havalandırma eksikliklerinin oluşturduğu bu zararlılardır.
Toprakları tamamen ıslanacak şekilde yapacağımız sulamanın ardından tekrar sulamadan önce topraklarının tamamen kurumasına hatta bu kuru toprakla 2-3 gün yaşamalarına izin vermemiz gerekir. 
Tam kuru toprak koşullarında bile sukkulentlerimiz gereksinim duydukları suyu yaprak ve gövdelerindeki rezervlerinden kullanacaklardır.

SULAMA (Kasım-Şubat) 
Bulundukları ortam ve ısı koşulları dikkate alınarak ortalama 20-30 günde bir toprağı ıslanacak şekilde

Sukkulentlerin çoğu depoladıkları su sayesinde diğer bitkilere göre çok uzun süre susuzluğa dayanarak hayatta kalabilirler. 
Yukarıda önerilen sulama periyodlarını kaçırsanız bile bitkilerinizin yaşamlarını sürdürdüğünü görürsünüz. Ancak kuraklık uzadığında su rezervleri azaldıkça yapraklarında buruşma ortaya çıkacaktır.
Gerek bahar-yaz ve gerekse kış aylarında yaprak ve gövdelerinde göreceğiniz buruşma ve gevşeme bitkilerinizin su gereksiniminin habercisidir.

O yılın iklim durumuna göre kış aylarında ortalama 20-30 bazen 40 gün ara ile yapacağınız sulamayı ılık, güneşli günlere denk getirirseniz bitkilerinizin kışın sulama kaynaklı nemden en az etkilenmesini de sağlamış olursunuz.



Bu bölüm yeni eklenecek bilgilerle genişletilecektir



Temel Bakım Bilgileri (Kaktüsler)
Sukkulent ve Kaktüslerin Soğuk Dayanımları